Tülin TÜRKOĞLU
Tülin TÜRKOĞLU

Köşe Yazarı

12 Yıl Sonra Gelen Rövanşta Bu Kez Fenerbahçe Güldü

4 dk okuma

Kadınlar EuroLeague’de 12 yıl sonra yeniden yaşanan Türk finali, sadece bir kupa maçı değildi; hafızanın, emeğin ve basketbol kültürünün de hesaplaşmasıydı. 2014’te Galatasaray’a kaptırdığı finalin rövanşını bu kez kazanan Fenerbahçe Opet, Avrupa’nın zirvesine yeniden çıkarak Türk kadın basketbolunun kıtadaki ağırlığını bir kez daha ilan etti.

12 Yıl Sonra Gelen Rövanşta Bu Kez Fenerbahçe Güldü

Yaziyi sesli dinle SESLI DINLE
12 Yıl Sonra Gelen Rövanşta Bu Kez Fenerbahçe Güldü

Bazen bir final, sadece kupayı kimin kaldırdığını söylemez; kimin beklediğini, kimin yarım kalmış hesabını taşıdığını da anlatır. Zaragoza’daki  Kadınlar EuroLeague finali tam da böyle bir geceydi. Fenerbahçe Opet, Galatasaray Çağdaş Faktoring’i 68-55 yenerek Avrupa şampiyonu oldu; ama bu skorun anlamı tabeladan büyüktü. Çünkü bu maç, 12 yıl önce 2014’te Galatasaray’ın kazandığı finalin gecikmiş rövanşıydı. [1][2]

O yüzden bu kupayı yalnızca “bir Avrupa zaferi” diye okumak eksik kalır. Bu aynı zamanda Fenerbahçe’nin kendi Avrupa hikâyesini düzeltme gecesiydi. FIBA’nın resmi maç raporu, sarı-lacivertlilerin “final rövanşını” aldığını açıkça yazdı. Aynı rapora göre Fenerbahçe, Galatasaray’ın 12 yıldır taşıdığı o psikolojik üstünlüğü sildi; üstelik bunu yalnızca skorla değil, oyunun kontrolünü ikinci yarıda eline alarak yaptı. [2]

Burada asıl dikkat çekici olan şey, tek bir yıldız performansından çok, bir kurumsal süreklilik duygusuydu. Fenerbahçe Opet, FIBA’nın resmi açıklamasına göre 2023 ve 2024 zaferlerinin ardından 2026’da yeniden zirveye çıktı; yani son dört sezonda üçüncü kez Avrupa’nın en büyüğü oldu. [3] Bu artık tesadüf, bir dönemsel sıçrama ya da tek sezonluk bir kadro kalitesi değil. Bu, kadın basketbolunda Avrupa standardını kalıcı hale getirme iddiasıdır.

Elbette her büyük zaferin yüzü olan oyuncular vardır. Bu finalin aklı ve ritmi, Julie Allemand oldu. FIBA’nın verilerine göre Belçikalı guard finalde 13 sayı, 10 asist ve 9 ribaundla oynadı ve Final Six MVP seçildi. [4] Modern basketbolda büyük maçlar sadece çok sayı atarak değil, oyunun nabzını tutarak kazanılır. Allemand tam da bunu yaptı: maçı skordan önce tempoyla, tempodan önce akılla yönetti.

Bir diğer büyük başlık ise Emma Meesseman oldu. FIBA’nın resmi kaydına göre Meesseman bu zaferle modern dönemde yedinci EuroLeague Women şampiyonluğuna ulaştı ve bu alanda tek başına zirveye çıktı. [5] Bu veri sadece bireysel kariyer büyüklüğünü göstermiyor; aynı zamanda Fenerbahçe’nin Avrupa’nın en rafine basketbol akıllarını çekebilen ve onlarla sürdürülebilir başarı üretebilen bir merkez hâline geldiğini de anlatıyor.

Ama bu finalin hakkını verirken Galatasaray’ı da satır arası bir figüre dönüştürmemek gerekir. Çünkü 12 yıl sonra yeniden bir Türk finali oynanıyorsa, bu yalnızca Fenerbahçe’nin gücünü değil, Türk kadın basketbolunun Avrupa’daki toplam ağırlığını da gösterir. 2014’te finali Galatasaray kazanmıştı; 2026’da kupayı Fenerbahçe kaldırdı. [1][6] Demek ki değişmeyen şey, Türk ekiplerinin bu sahnede artık istisna değil, merkez aktör olması.

Belki de bu yüzden Zaragoza’daki final, “kim şampiyon oldu?” sorusundan daha büyük bir cümle kurdu: Türkiye, kadın basketbolunda Avrupa’ya sadece takım göndermiyor; finalin dilini, temposunu ve standardını da belirliyor. Bu kez kazanan Fenerbahçe oldu. Ama asıl kazanan, Türk kadın basketbolunun kıta ölçeğinde kurduğu süreklilik oldu.

Ve bazı kupalar vitrinde değil, hafızada parlar. Fenerbahçe’nin bu kupası da onlardan biri: 12 yıl beklenmiş, 12 yıl taşınmış ve sonunda kazanılmış bir rövanş kupası.

Bu yazıyı paylaş: